Cildin Elastikiyetini Zarar Veren 6 Hata

Cildin Elastikiyetini Zarar Veren 6 Hata

Cildimizde beliren yaşlanma etkileri bizi rahatsız etse de bu süreci tamamıyla durdurmak mümkün değil. Buna karşın yaşam tarzımızda, cilt bakımında ve beslenme biçimimizde yapacağımız değişikliklerle yaşlanma sürecini yavaşlatabiliriz. Bunu sağlamak için cilt sorunlarını tetikleyen, cildin elastikiyetini yitirmesine neden olan etkenlerden kaçınmamız gerekir. Adana’da hastalarına hizmet veren Uzman Dermatolog Doktor Fatma Menteş, cildin yaşlanma sürecini hızlandıran faktörleri sizler için anlattı.

Vücudumuzun en büyük organı olarak nitelendirebileceğimiz cildimiz aynı zamanda dış etkenlere karşı en savunmasız bölgemizdir. Kaçınılmaz yaşlanma süreci kimi zaman çevresel koşullardan dolayı kimi zaman ise yaşam tarzımızdaki sağlıksız faktörlerden dolayı hızlanabilmektedir. Ciltte yaşlanma belirtilerinin oluşması sadece estetik açıdan bizi rahatsız etmekle kalmaz aynı zamanda ciddi sağlık sorunlarına da işaret edebilir. Peki cildin elastikiyetine zarar vererek yaşlanma belirtilerinin artmasına neden olan faktörler neler?

Güneş Işınları (UV Işınları)

Güneşin zararlı ışınlarına maruz kalmak çok sayıda cilt kusurunun ve hastalığının temel nedeni olarak öne çıkar. Gün içerisinde en çok maruz kaldığımız çevresel etken olan güneş ışınlarına uzun süreler ve korunmasız şekilde temas ettiğimizde, cildimizin elastikiyetini sağlayan kolajen yapısı büyük oranda zayıflamaya başlar.

İnce çizgiler, güneş lekeleri, cilt tonunda eşitsizlikler ve derin kırışıklıklar da dahil çok sayıda problem güneş ışınlarından dolayı meydana gelir. Güneşin UV ışınlarına çokça maruz kalmak cilt kanseri de dahil çok sayıda sağlık sorunu ile bizi karşı karşıya bırakabilir.

Buna önlem alabilmek için cildimizin tipine ve ihtiyaçlarına uygun, yüksek korumalı güneş kremleri kullanmalıyız. Güneş kremini yalnızca sıcak yaz aylarında değil her mevsim kullanmalı ve gün içerisinde gerekli olduğu taktirde yenilemeliyiz. Bilhassa sıcak iklim kuşağında yaşayan insanlar güneş ışınlarının yer yüzüne dik açılarla indiği saatlerde güneşe çıkmaktan kaçınmak gerekir.

Sigara ve Tütün Ürünleri

Sigara ve farklı tütün ürünlerini kullanmak sadece kalp damar sağlığına ve akciğerlere zarar vermekle kalmaz. Aynı zamanda cilt sağlığımızı da olumsuz etiler ve önemli problemlere neden olur. Sigara kullanmak cildin aldığı oksijen miktarına büyük zarar verir. Bunun yanı sıra toksik maddelerin ciltte birikmesine neden olur. Cildin kolajen üretimi sekteye uğrar. Bunun neticesinde ise cilt, elastikiyetini kaybeder. Dudak çevresinde derin kırışıklıklar veya ince çizgiler meydana gelir. Tüm bu nedenlerden dolayı sigara ve farklı tütün ürünlerinin tüketiminden olabildiğince kaçınmak gerekir. Kendimiz sigara tüketmesek bile pasif içiciliğin de yeterince zararlı olduğunu hatırlamalı ve sigara içilen ortamlarda bulunmamaya özen göstermeliyiz.

Yetersiz ve Yanlış Beslenme Alışkanlıkları

Yanlış ve yetersiz beslenme alışkanlıkları cildimizin erkenden yaşlanmasına yol açan başlıca faktörlerden biridir. Örneğin işlenmiş ve şekerli yiyecekler, cildimizdeki kolajen yapısının hasar almasına yol açar. Bununla birlikte belli başlı mineral ve vitaminlerin yeterince alınamaması, cildimizin mat bit hale gelmesine, parlaklığını ve ışıltısını kaybetmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra omega 3 yağ asitlerinin yeterince alınamaması, cildin nem dengesine zarar verir ve cildin kurumasına neden olur. Bu etkilerden korunabilmek için beslenme rutinimizde antioksidan açısından zengin sebze ve meyvelere yer vermemiz gerekir. Keten tohumu, somon, ceviz ve benzeri Omega 3 zengini gıdalar yeterince tüketilmelidir. Bununla birlikte cildimizin nemliliğini yitirmemesi için her gün bol miktarda su içmek gerekir.

Stres ve Uyku Eksikliği

Günlük yaşantının neden olduğu yoğun stres ve yetersiz uyku gibi sorunlar cilt sağlığını doğrudan etkiler. Aşırı stres altında çalışan ve yaşayan kişilerin cildinde inflamasyonlar yaşanması olasıdır. Bunun yanı sıra cildin kolajen üretimi de zarar görür. Yeterli miktarda uyumayan kişilerde cilt tonunun donuklaşması ve göz altı morarmaları ile karşılaşmak olasıdır. İnsan vücudunda kortizol hormonunun artması, doğal cilt bariyerinin zayıflamasına neden olur.

Tüm bu olumsuz etkilere karşı önlem alabilmek için gün içerisinde yoga ve meditasyon uygulamaları ile stresten arınmayı deneyebilirsiniz. Bunun yanı sıra her yetişkin insanın günlük yedi – sekiz saat süresince uyuması gerekir. Uyku öncesinde cilt temizliği yapmak ve nemlendirmek de yaşlanma etkilerini geciktirmekte fayda sağlayacaktır.

Çevresel Kirlilik

Çevre kirliliği, insan cildinde yıkıcı ve yıpratıcı etkiler yaratıyor. Bilhassa kalabalık metropollerde, sanayi kentlerinde yaşayan insanlarda cilt hücrelerinin serbest radikallerden dolayı hasar görmesi kaçınılmazdır. Kirliliğin hakim olduğu şehirlerde yaşayan insanlarda kızarıklık, cilt hassasiyeti ve yaşlanma belirtileri yaygın şekilde karşımıza çıkar. Çevresel kirlilik, cildimizin gözeneklerinde tıkanmalara neden olur. Akne sorunlarını beraberinde getirir. Bu gibi durumlara karşı önlem alabilmek için cilt temizliğine gereken önemi vermemiz, antioksidan özellikli serumlar ya da kremler kullanmamız faydalı olur.

Yanlış Cilt Bakım Uygulamaları

Cilt bakım rutinini istikrarlı şekilde uygulamak kadar kendi cilt tipinize ve gereksinimlerinize uygun ürünler tercih etmek de önemlidir. Yanlış ve sağlıksız kozmetik ürünlerin kullanılması cildin doğal yapısının hasar görmesine neden olur. Cilt temizliği önemli olmakla birlikte aşırı miktarda peeling yapmak cildin koruyucu bariyerlerine zarar verir. Cilt tipinize uyumlu olmayan kozmetik malzemeler cildin tahriş olmasına yol açmakla kalmaz aynı zamanda yaşlanma etkilerine karşı savunmasız kalmanıza neden olur.

Tüm bu sorunlara karşı cilt tipinizi tanımalı, ihtiyaçlarınızı iyi tespit etmelisiniz. Bunun için de dermatolog hekiminize başvurarak bilinçli şekilde hareket etmeniz gerekir. Cilt bakımının sade olması ve düzenli şekilde uygulanması önemlidir.

NOT: Hastalıklar ve tedavi yöntemleriyle ilgili içeriklerimiz yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Sağlığınızla ilgili tüm konularda doktorunuza veya bir sağlık kuruluşuna başvurunuz.

Hemen Randevu Al